siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2025 Pazar

Karapapakların Sesi-Yılmaz Parlar

 Karapapakların Sesi,

Seyfullah Türksoy’un Türk Dünyasına Adanmış Ömrü

Türk dünyasının yılmaz savunucularından, gönül elçisi ve vizyoner lider Seyfullah Türksoy, 1 Şubat 2025’te Taksim Intercontinental Hotel’de düzenlenen Dünya Karapapak Türkleri Keneşi Genel Kurultayında, yüreğinden kopan güçlü sözlerle Karapapakların asil mirasını ve Türk dünyasının birlik ruhunu bir kez daha dile getirdi.



Gecenin Sunuculuğunu, Yıllarca Turizmde Türk Folklorunu yabancı turistlere tanıtmaya kendini adamış Türk turizmine renk katan, çok katkı sağlıyan, kültürel folklor etkinlikleri ile yerli-yabancı turistlere, kültürel turizmin en iyi performanslarını sergileyen, kültür turizmin temalarını sentez yaparak sunan, Anadolu Folk Topluluğu Yönetim kurul Başkanı Turizm promoteri Göksenin İleri üstlendi.



Seyfullah Türksoy, Dünya Karapapak Türkleri Birliği’ni kurarak attığı tarihi adım,

Bir ömrü Türk kültürünün, tarihinin ve medeniyetinin yüceltilmesine adayan Türksoy, yalnızca bir araştırmacı ve gazeteci değil, aynı zamanda Türk dünyasının ortak vicdanı, tarihine sahip çıkan bir bilge liderdir. İpekyolu Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin yönetiminde gösterdiği ufuk açıcı vizyonu ve Dünya Karapapak Türkleri Birliği’ni kurarak attığı tarihi adım, onun adının Türk dünyasının hafızasında silinmez harflerle yer almasını sağlamıştır.



Karapapaklar, tarihin en çetin yollarından geçerek bugünlere gelmiş, cesaretleri, onurları ve sarsılmaz Türk kimlikleriyle her dönemde tarih sahnesinde yer almışlardır. Onlar, Kafkasların sert rüzgârına karşı duran bir ulu çınar, Türk milletinin yılmaz bekçileridir. İşte Seyfullah Türksoy, bu büyük mirası yeni nesillere aktarmak, Karapapakların sesi olmak ve Türk dünyasının birlik ruhunu diri tutmak için ömrünü adamıştır.

Kurultay gecesi, onun dilinden dökülen her kelime, Türk birliğinin ebedi bir hedef olduğunu, Karapapakların bu büyük davada öncü bir meşale yaktığını bir kez daha gözler önüne serdi. O, sadece tarih anlatmadı; geleceği inşa eden bir yol haritası sundu"Türk dünyası, birliğini koruyarak yükselir, kültürüne sahip çıktıkça güçlenir!" diyerek salonda yankılanan sesi, Türk milletinin ortak hayaline ışık tuttu.



Seyfullah Türksoy’un açtığı yolda, Türk dünyasının kardeşlik bayrağı dalgalanmaya devam edecek. Çünkü o, bir ideali yaşatan adam; Karapapakların tarihine, kültürüne ve kimliğine ömrünü adamış bir öncüdür.

Namık Kemal Zeybek’ten Türk Dünyasına Çarpıcı söz, “İnsanlığa Uygarlık Getiren Türk”

Dünya Karapapak Türkleri Keneşi Genel Kurultay’da yer alan protokol konuşmacılar arasında dikkat çeken isimlerden biri de, eski bakan ve parti başkanı Namık Kemal Zeybek oldu.




Dünya Karapapak Türkleri Keneşi Genel Kurultay’da  Namık Kemal Zeybek’in Renkli ve Derin Anlamlı Konuşması Göz Doldurdu

Konuşması, akşamın en unutulmaz anlarına sahne olurken, hem mizahi üslubu hem de derin tarih ve kültür göndermeleriyle katılımcıları hem düşündürdü hem de eğlendirdi.

Zeybek’in konuşması, tarihsel referanslarla harmanlanan esprili anlatımı ve milli birlik çağrılarıyla keneşin en dikkat çekici anlarından biri oldu. Konuşmanın her dakikasında, Türk dünyasının ortak mirasına sahip çıkan bir bilge ismin sözleri yankılandı.



Konuşmanın İlk Dakikaları, Mizah ve Samimiyet

Konuşmasına “Konuşursunuz burada. Zaman çok. Ama ne zaman birdaha Namık kemal Zeybek’i bulacaksınız?” şeklinde başlayan Zeybek, kısa sürede dinleyicilerle içten bir diyalog kurdu. Sahnede esprili bir dil kullanan konuşmacı, “Şimdi beni dinlersiniz” sözleriyle dikkat çekti.

 “Evet değerlilerim. Seyfullah Türksoy’u yürekten kutluyorum. diyerek Türk dünyasının değerlerine vurgu yaptı.

Türk Dünyasına ve Kültürüne Yönelik Vurgu

Zeybek, konuşmasında Türk dünyasının varlığına dikkat çekerken, “Dünyada üç yüz milyon karapapak var.

Bu akşam, evet. Dünyada üç yüz milyon kara papak var” sözleriyle tarihi ve kültürel referansları mizahi bir dille harmanladı.

Konuşmasının ilerleyen dakikalarında, Sovyetler Birliği döneminden anılarına yer veren Zeybek, Nursultan Nazarbayev ile yaşadığı diyaloglardan örnekler vererek, “Sovyet sosyalist Kazakistan Cumhuriyeti'nin büyük aşağı elbaşı dedi ki sizden bir sonra kim var. Burda kazak var mı? Kazakçı o. Hayır.” sözleriyle hem tarihsel göndermeler yaptı hem de katılımcıları güldürdü.



Milli Kimlik ve Birlik Vurgusu

Konuşmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri, Zeybek’in Türk kimliği ve milli birlik konusundaki sert mesajları oldu.
 “Türkiye'nin ülkesi konuşuyoruz. Dedim ki, sizin ağzınız büyük müdür? Bizim ağzımız... Bize güç bulduğunuzu, büyüksünüz dedik. Büyüksünüz. Ruslar gördüler, boy atlarınızı ulus adı yaptılar.”
diyerek Türk milletinin tarihi ve kültürel mirasına dikkat çekti.

Ayrıca, “Biz de bir maç gerekemez. Bizde yirmi dört yüz var.” ifadesiyle mizahı ve ciddiyeti harmanlayan Zeybek, dinleyicilere hem geçmişten dersler almanın önemini hem de geleceğe yönelik umut ve birlik mesajlarını iletti.



Atatürk ve Evrensel Değerler Üzerine Düşünceler

Konuşmanın ilerleyen dakikalarında Zeybek, Atatürk’e de değinerek, “Bunu bize Atatürk öğretti.

 ‘Türk ulusu insanlığa uygarlık getiremiyoruz.’ diyerek Atatürk’ün düşüncelerinden yola çıktı.

 
Bu noktada, Amerikalı bir yazarın sözlerine de değinen Zeybek, “Ey dünya insanları hepiniz biraz Türksünüz. Çünkü yeryüzünde hiç bir ulus yoktur ki Türkçe’den, Türklük’ten, Türk töresinden etkilenmemiş olsun.” ifadeleriyle evrensel bir dayanışma ve kültürel miras vurgusu yaptı.

Geleceğe Dair Öngörüler ve Uyarılar

Konuşmanın son bölümlerinde, Zeybek geleceğe dair öngörülerde bulunurken, “Bugün Türk yarın kazak oluruz. Sonra kırmızı oluruz. Adımız Türkler oluruz. Adımız ne olursa olsun ne koyarsak  koyalım. Bütün adımız Türk'tür.” diyerek Türk kimliğinin evrenselliğini ve esnekliğini ortaya koydu.

Ayrıca, “Çivi gibi elinize saplanın, saplayın ve çocuklarınıza söyleyin. Insanlıkta uygarı getiren Türk, Türk.” sözleriyle, yeni nesillere aktarması gereken milli değerin önemini vurguladı.



Evrensel Bir Mesaj ve Tarihe İz Bırakma

Namık Kemal Zeybek, konuşmasının kapanışında, “Nereye giderseniz, nereden gelmiş olursanız olun, bilin ki insanlık tarihinde Türk’ün ürettiği ne varsa hepsi sizin.

Osmanlı Devleti bir taraf devletidir. Göktürk'e bir taraf devletidir. Bunu damarlarınızda hissetmelisiniz.” diyerek, tarih boyunca süregelen Türk medeniyetinin izlerini günümüze taşımanın ve gelecek nesillere aktarmanın önemini bir kez daha dile getirdi.

Dünya Karapapak Türkleri Keneşi Genel Kurultay’da yapılan bu konuşma, hem tarih ve kültüre olan derin bağlılığı hem de evrensel değerleri vurgulayan mesajlarıyla, dinleyenler üzerinde kalıcı bir etki bıraktı. Namık Kemal Zeybek, samimi, esprili ve bilgece üslubuyla Türk dünyasının birliğine, tarihine ve geleceğine dair önemli mesajlar verdi.

Konuşmalar sontası Türk Dünyası müzik santcıları ezgileriyle geceye renk katdılar.

yilmazparlar@yahoo.com

  Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ’dan Ekonomik Gerçekler ve Çözüm Önerileri

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın konuştuğu bu rakamlar ve çözüm odaklı yaklaşımı, Türkiye’de ekonomik gerçeklerin şeffaf bir şekilde ortaya konması adına son derece değerlidir.

Sayılarla desteklenen bu çıkışlar, sadece eleştiri değil, aynı zamanda somut çözüm yolları da sunmasıyla dikkat çekmektedir. Özdağ’ın liderliği altında Zafer Partisi’nin ekonomi politikaları, toplumun her kesimine umut veren bir vizyon ortaya koymaktadır. Bu kadar net ve veriye dayalı bir söylemin Türk siyasetinde fark yaratacağı söyleniyor.



Asgari Ücret Zammı Talepleri ve Dar Gelirlinin Yaşam Mücadelesi

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, son yaptığı basın açıklamasında Türkiye’deki ekonomik sıkıntılara dikkat çekerek önemli veriler paylaştı. Özdağ, Türkiye’de yaklaşık 40 milyon vatandaşın ciddi bir geçim sıkıntısı içinde olduğunu belirterek, “Asgari ücretli, işsiz, emekli; herkes geçim darlığı yaşıyor” dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) kasım ayı enflasyon oranını yüzde 47 olarak açıkladığını, ancak dar gelirlinin harcama kalemlerinde bu oranın yüzde 64„ ulaştığını belirtti. Özdağ, 2024 yılı için büyümeyle birlikte refah payı da eklenerek asgari ücretin en az yüzde 67,2 oranında artışla 28.427 TLȁe çıkarılması gerektiğini vurguladı.

Emekli Maaşlarında Eşitlik Çağrısı

Ümit Özdağ, asgari ücretle orantılandığında emekli maaşlarının AK Parti döneminde çok ciddi bir düşüş yaşadığına dikkat çekti. “2002 yılında en düşük emekli maaşı, asgari ücretin 1,3 katıydı. Bugün ise bu oran asgari ücretin sadece 0,6 katına inmiştir,” diyen Özdağ, emeklilerin ekonomik zulüm altında olduğunu ifade etti. En düşük emekli maaşlarının asgari ücret seviyesine çıkarılmasının gerekliliğine dikkat çekerek, bunun adil bölüşüm için zorunlu bir adım olduğunu söyledi.

Zafer Partisi’nin Çözüm Reçetesi

Zafer Partisi lideri, partisinin iktidara gelmesi halinde uygulanacak teknoloji atağı ve eğitim reformlarıyla sabit gelirli vatandaşların çalışma koşullarını ve gelirlerini iyileştirmeyi hedeflediklerini belirtti. Özdağ, “Bu reformlar sayesinde hem verimlilik artacak hem de çalışanların üretlerinden aldıkları pay yükseltilecektir,” diyerek Zafer Partisi’nin ekonomi politikalarındaki önceliklere dikkat çekti.

EYT ve Asgari Ücret Artışı Tartışmalarına Eleştiriler

Özdağ, emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) konusunda AK Parti’nin yaklaşımını da sert bir dille eleştirdi. “Mehmet Şimşek’in EYT bütçeye büyük yüktür diyerek halkı yanıltması kabul edilemez” dedi. Asgari ücret artışının fiyatlara aynı oranda yansıyacağı iddialarının da gerçekleri yansıtmadığını ifade etti ve Merkez Bankası verilerini kaynak göstererek bu etkinin yüzde 14’ün altında olacağını belirtti.

yilmazparlar@yahoo.com

  Vizyoner Lider Ümit Özdağ’ın Yolculuğu

Türk siyaset sahnesinde milli değerlere bağlılığı ve vatan sevdasıyla öne çıkan lider Ümit Özdağ’ın yükselişi

Türkiye'nin geleceğine dair umutları yeşerten bir isim olarak tanınan, Zafer Partisi'nin kararlı ve vizyoner lideri Ümit Özdağ ile Merkez bina makamında söyleşi gerçekleştirdik.



Özdağ'ın liderliği, sadece politik arenada değil, aynı zamanda toplumsal değerlere olan derin bağlılığıyla da öne çıkıyor.

Vatan sevgisi ve milli birlik vurgusu, onun siyasi duruşunun temel taşları arasında yer alıyor.

Zorlu dönemlerde dahi, Özdağ'ın kararlılığı ve cesareti, milletin yanında olabileceğini gösteren Liderliğin tüm vasıflarını görmek mümkün.

Ümit Özdağ, Türkiye'nin geleceği için, Adalet, özgürlük ve demokrasi gibi temel değerler etrafında şekillenen politikası, geniş kesimden takdir topladığı gibi özellikle gençler arasında artan destek, Özdağ'ın milli duygulara hitap eden liderliğinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Zafer Partisi'nin başkanı olarak, Ümit Özdağ, ülkenin umudunu temsil ediyor. Vizyonu ve liderlik vasıflarıyla, Türkiye'yi daha güçlü ve müreffeh bir geleceğe taşıma hedefinde kararlı adımlarla ilerliyor.

Özdağ'ın siyasetteki varlığı, Türk milletinin ortak değerlerine olan bağlılığının bir ifadesi olarak kabul ediliyor. Onun liderliği, ülkenin birlik ve beraberlik içinde geleceğe yürümesi için önemli bir kılavuz rolü üstleniyor.

Ümit Özdağ: Mülteciler Konusundaki Sınır Dışı Politikasıyla Dikkat Çekiyor

Türkiye'nin mülteci sorununa çözüm arayışında önemli bir figür olan Ümit Özdağ, cesur ve kararlı duruşuyla dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor. Ortaya koyduğu mülteciler konusundaki sınır dışı etme politikasıyla, ülke gündemine perspektif getiren Özdağ, bu konudaki radikal çözümlerini iyi anlamak gerekiyor.

Özdağ'ın mülteciler konusundaki politikası, Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve güvenlik alanlarında yaşadığı zorlukları hafifletmeyi hedefliyor. Özdağ, sınır dışı edilmesi gereken mültecilerin belirlenmesi ve bu sürecin adil ve insani bir şekilde yürütülmesi şeklindeki politikası, Türkiye'nin kendi vatandaşlarının haklarını korumayı amaçlıyor.

Ümit Özdağ'ın önerdiği mültecilerin sınır dışı edilmesi politikası, ülkenin kaynaklarının daha etkin ve adil bir şekilde kullanılmasına olanak tanıyacak. Özdağ, sınır dışı edilecek mültecilerin başka ülkeler tarafından kabul edilmesi için uluslararası iş birliğinin önemine de vurgu yapıyor.

Özdağ'ın politikası, mültecilerin Türkiye'deki sosyal dokuya ve ekonomiye olan etkilerini minimize etmeyi ve ülkenin iç istikrarını güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu yaklaşım, Türkiye'nin mülteci kriziyle daha etkin bir şekilde başa çıkmasına ve ülkenin uzun vadeli çıkarlarını korumasına katkı sağlayacak gibi görünüyor.

Ümit Özdağ'ın mülteciler konusundaki sınır dışı etme politikası, cesur ve radikal çözüm odaklı bir yaklaşımı temsil ediyor.

Türkiye-Suriye Sınırındaki  Hatay ilimiz Karabağ Benzeri etnik Gerginlik Senaryo olması Mümkün mü?

Hatay'daki mültecilerin çoğunluğu Azerbaycan-Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ çatışmalarına benzer bir senaryoya dönüşebilir mi?

Hatay'daki etnik ve dini çeşitlilik, Suriye'deki iç savaşın etkisiyle birlikte, Hatay'da yaşayan Türkler, Araplar, Türkmenler ve Kürtler arasında mülteciler artmış durumda.

Özellikle Suriye'den gelen mültecilerin bölgedeki demografik dengeleri değiştirmesi, bu gerginlikleri körükleyebilecek potansiyel faktörler arasında yer alabileceği uzmanlarca iddia ediliyor.

Bu çatışmaların, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ çatışmalarına benzer bir şekilde, etnik ve dini kimliklerin çatışmasıyla sonuçlanabileceği iddia ediliyor.

Türkiye'nin Suriye politikası da bu durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Türkiye'nin Suriye'deki çeşitli grupları desteklemesi ve düzenlenen, sınır ötesi operasyonlar bölgedeki gerginlikleri artırma potansiyeline sahip.

Ümit Özdağ, Türkiye'nin dönüşümünde ve gelişiminde önemli bir aktör olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor. Milli iradenin sesi olarak, vatan sevgisiyle dolu duruşuyla Türk siyasetine yön vermeye devam edecek gibi görünüyor.

yilmazparlar@yahoo.com


 ATA Parti Türk Devletleri Birliğini Kuracak

ATA Parti Genel Başkanı Namık kemal Zeybek ile Türk Devletleri Birliğini kurma kararlılığı hakkında söyleşi gerçekleştirdik.



Türk Devletleri Birliği daha önceden konsey vardı. Teşkilat ismine dönüştü. Ben birçok toplantılarına katıldım. Herkese artan bir istekle aslında bir birlik istiyorlar. Siz bunu yapmak istiyorsunuz. Evet. Ve şu anda tabii yedi üye gibi gözüküyor. Dördü biliyorsunuz kurucu. Üçü de gözlemci olarak daha sonra Türkmenistan'da dahil olmuş oldu. Fakat siz 16  galiba değil mi? Türk devletini bir araya getirmek arzusu içerisindesiniz.?

“16 sayısı çoğalır da, şimdi şöyle söyleyelim. Aşk olmayınca meşk olmaz diye güzel bir söz vardır.

Yani bu işin çözülmesi için önce Türkiye'yi yönetenlerin gerçekten Türk Devletler Birliğine inanmaları lazım. Inanç şart.”

Evet. Bu çok önemli.

“Geçmişte ben bu konularla ilgili çalıştım

Kültür Bakanı olduğum dönemde… Kültür Bakanı oldum. Evet. O dönemde daha Sovyetler Birliği dağılmadan önce Sovyetler Birliği zamanında, Sovyetler Birliği'ne bağlı olan Türk cumhuriyetlerine ve Türk ülkelerine Ben gitdim. Azerbaycan’la ilişkileri başlattım. 1990 yılında yine o yıl Kazakistan’la, Kırgızistan’la, Türkmenistan’la ilişkileri başlattım. Anlaşmalar yaptım. Ben, yani bu iş için söylemlerden eyleme geçtim. 

Evet. O dönemde çok eleştiri aldım. Yani kendi partimin içinden bile beni eleştirenler oldu. Hatta bakanlardan eleştiren oldu. Niye gidip duruyorsun falan diye. Ne yazık ki. Yani isim, şimdi isim vermeyeyim.

Ben Anavatan’daydım, Anavatan, Bakanı beni eleştirdi. Bakanlar Kurulu'nda. Tabii ki beni eleştiren cevabını uygun şekilde alır. Ama eleştirdi.

Mecliste o zamanki sol partinin işte kendilerine sol diyen, ne solu yani. Sol, sağ diye bir şey yok da… Ama öyle diyen partinin sonradan kültür Bakanı olan milletvekili, Sayın Bakan, işte neden oralara gidip duruyorsunuz filan dedi.

Ama sonra ilk gittiği yer, Türkmenistan oldu. Çünkü ben Türkmenistan'la anlaşma yapmıştım.

Dolayısıyla, ben Bakan olsam ben gidecektim. Olmayınca yine bir milletvekili Sayın Bakan siz eski siyasi partinizin görüşlerinin tesiri altında beni MHP'li olduğumu ima ediyor eski. Niye Orta Asya Cumhuriyetlerine gidip duruyorsunuz? Bizi Turan maceralarına sürükleyeceksiniz. Yani çok cahilce sözler.. Bu ülkede yaygınlaşmıştır.

Ondan sonra ben de ona cevap verirken dedim ki değerli milletvekili tabii Bakanlar eleştirilere cevap veriyorlar mecliste. Ben de çoktandır, izinli olarak gidiyorum. Sizin için de problem yok demektir. Arkadaşımızın sosyalist olduğunu ima o da güldü, herkes de güldü. Alkışladılar filan. Ama şu, Bakanken başlattım bu işi..

Sonra bakanlıktan ayrılıp yani Anavatan’da liberaller kazanınca ben ayrıldım. Çünkü Anavatan Koalisyon'du. Ben milliyetçilerin temsilcisiydim. Liberaller vardı. Muhafazakarlar vardı..

Dolayısıyla liberal bir arkadaşımız Mesut Yılmaz kazanınca ben onunla yürüyemeyeceğim, görüşüyle ayrıldım. Efendim ondan sonra o dönem Başbakan olan Süleyman Demirel'in davetiyle ve adını da ben koydum. Beni dedim Büyük Elçi yapın. Başdanışman yapın.

Türk devletlerinin koordinasyonuyla ilgili görevlendirin. Yaz getir imzalayacağım dedi..

Yazdım kendime Bakanlar üstü yetki verdim. İmzaladı ve Bakanlar üstü görev yaptım. 1992 ve 1993 İki yıl Türkiye fırtına gibi esti. Yapılacak ne varsa ne mümkünse yaptık. Ne iş, uzun iş, anlatırım… Ama ne varsa ve ne mümkünse yaptım.

Sonra Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı olunca tabii Cumhurbaşkanlığı o zamanlar yetkileri yoktu. Başbakan olan Tansu Çiller'in de, Türk cumhuriyetleri ve Türk dünyası ve Türklükle ilgisi yoktur.

Dolayısıyla o dönemde Batı Türkiye'nin önüne bir Avrupa Birliği'ne giriş süreci havucu koydu. Ve Türkiye 1994 den başlayarak Türk Cumhuriyetlerine sırtını döndü…

Orada büyük bir düş kırıklığına yol açıldı. Sonra gelen iktidarlar döneminde de Türk cumhuriyetlerle ilişkiler sıradanlaştı. Bir amaca yönelik değil. Sıradan. Yani Mozanbik’le, şununla bununla neyse işte Türk cumhuriyetlerinde de o…

Fakat bu arada Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Bey orada Türk cumhuriyetlerinde Türklük bilincinde yöneticiler birlik bilincinde yöneticiler oldu..

Bunlardan birincisi de Nursultan Nazarbayev’dir . Kazakistan eski cumhurbaşkanı. Şimdi de Tonguç Elbasıdır.. Tonguç Başkan ve ikinci başkan diye hala bir rütbesi olan kişi. Belli yetkililerde olan kişi. 2009 yılında bizim başlattığımız yani Süleyman Demirel döneminde başlattığımız, Türk Cumhurbaşkanları zirve. Doruk Toplantısı'nda bir teklifle geldi.

Teklif Türk'ü devletleri Konseyi kuralım şeklindeydi. Ayrıntısı bu konseyin İstanbul'da bir genel sekreterliği olsun.

Azerbaycan'da bir ortak parlamentosu olsun, Kazakistan'da da bir ortak, Bilim Akademisi olsun. Ben orada kurdum dedi. Onu da buraya veriyorum dedi ve gerçekten Bilim Akademisi hala oraya bağımlı. Böylece o dönem Türkiye'nin Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül, Abdullah Gül'ün, Recep Tayyip Erdoğan çizgisinden bir farkı vardır. Ikisi de İslamcı olmakla birlikte biri milli görüş çizgisinden olduğu için ümmetçilik tarafı. Çok baskındır. Abdullah Gül ise büyük doğu çizgisinden geldiği için onlar da birazcık Türklük de vardır..”

Şeklinde ATA Parti Genel Başkanı Namık kemal Zeybek geniş bir ufuk turu attırdı. Konsey ve Teşkilat gibi  zayıf birleşimler değil ekonomi ağırlıklı Türk Devletler Birliğini kuracağız..Dedi

yilmazparlar@yahoo.com